• KURAN'DA MİKROSKOBİK & KOZMOLOJİK BİLGİLER
    • gereçler: bilim sağduyu bilgi inanç vicdan akıl adil sabır özgürlük
    • Bilim Işığın, Gölgen Cehaletin.
    • Kaçamayacaksın ışıktan, Gölgen ortaya çıkacak
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100079071813049
  • https://www.twitter.com/@asronspace
  • https://www.instagram.com/kilavuzoglu.mustafa/
  • https://www.youtube.com/channel/UCFVG7clKZdbDuVuLZ3T68jA
Zülkarneyn-Yecüc-Mecüc: Gravitasyon Dalgalari ve Karadelikler

Kehf Suresi: Zulkarneyn ile Yecüc ve Mecüc (Y'cüc ve M'cüc)

Bu bölüme Ta-Ha suresinden bir ayetle başlamak istiyorum: 

"Ta-Ha 99. Böylece Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü gerçekten aktarıyoruz. Ve kesinlikle, Sana katımızdan da bir Zikir/Mesaj/Anlatı/Macera verdik/anlattık"

Kuran'da bize aktarılan ve Yüce Allah'ın katında gerçekleşen sadece bir tek hikaye anlatılır ve bu da Kehf suresindeki Zulkarneyn ile ilgili anlatılardır. Zulkarneyn kıssasında, Yüce Allah'ın evreni, alemleri kendi katında nasıl yönettiğine dair bilgi kırıntıları buluruz.

Y'CÜC VE M'CÜC: Hayat ve Ölümün Dansı - Varoluş  Yokoluşun Savaşı

KEHF suresinin diğer bölümlerini aşağıdaki linklerde bulacaksınız.

Birinci Bölüm: Mucizeler Diyarında Bir Gezinti: Mağarada 300 Yıl Uyumak
İkinci Bölüm Hz. Musa ve Hz Hızır bağlantısı: Geçmiş ve Gelecek Kapının ardında 
Son Bölüm; Bu zenginin bahçeleri nerede? Star Gate - Alemler Arası Geçişler

"Sana Zülkarneyn'den de sorarlar: De ki: "Size ondan bir hatıra okuyacağım." Biz onun için yeryüzünde (arz’da) güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik. O da bir sebebi izledi."

Zülkarneyn kelime anlamı olarak “iki boynuzu olan” demektir. Diğer bir anlamı ise “iki zaman sahibi” olarak biliniyor. Buradaki asıl önemli husus olan; takip eden ayetlerde görüleceği gibi, Yüce Allah tarafından Zülkarneyn’e kavimlere dilediğini yapması payesi verildiğine ve onun en doğrusunu yapacağına olan güvenine dikkat etmek gerekiyor. Hiç bir kralın veya peygamberin “en doğrusunu yapabilme” payesi olmamıştır. Hatırlayalım ki, Yüce Allah, Kuran’da bazı ayetlerinde Hz Muhammed’e bile telkinlerde bulunmuş iken Zulkarneyn’e tam bir yetki/otonomi lutfetmiştir. Peygamberlerin bile üstünde böyle yetkilere sahip olan kimdir? Aşikar ki, en azından “normal bir insan” olamaz.

Klasik ve dar görüşteki anlatımla: “Başlığında iki boynuz olan bir kral atına binmiş ve batıya giderek orada güneşin battığını, sonra doğuya giderek orada da gölgesi olmayan bir şehir veya ülke üzerine doğduğunu görmüş. Belli ki batıdan doğuya her yeri hakimiyeti altına almış” imiş.  Bu şekilde milyon defa okunsa buradan bir mucize çıkarmak mümkün olmaz.

Oysa Kehf suresi tamamen mucizelere, dünya ötesi olağanüstü olaylara, dünyadaki ulaşılmaz teknolojiye ve muhteşem kozmolojik bilgilere  ayrılmıştır. Kainatı yaratanın “mucizevi olaylar anlatacağım” dediği noktada artık çok daha geniş düşünmeye ihtiyacımız var.

Doğrusu şudur: Yüce Allah’ın bahşetmiş olduğu “ne dilerse yapabileceği güç, kudret  ve ilahi vasıtalar (sebep)”  ile Zükarneyn zamanda ve mekanda, geçmişe de geleceğe de gidebilen, uzay-zamanda dilediği gibi gezebilen, sadece dünyada değil tüm kainatta güç ve saltanat sahibidir. 

Böylece, geleceğe ve geçmişe gidebilmesi hasebiyle “iki zaman” sahibi ifadesiyle birlikte, aşağıda anlaşılacağı gibi iki boynuz sahibi olduğu ifadesi de doğrudur. Bu isim mucizevi bir şekilde her iki anlamı da kapsamaktadır: Zaman ve Boynuz. Bu ikisinin nasıl olup da “aynı kişi”de buluştuğu da inşallah gözler önüne serilmiş olacak.

"Nihayet, Güneş'in battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın"

Bu ilk seyahatteki «kara balçıklı göze» ifadesini daha önce de zaten anlamış ve yazmış olanlar vardır fakat ne maksatla anlatıldığını ortaya koyan şimdiye dek çıkmamıştır. Aşağıdaki resimlerden de açıkça görüleceği üzere bu benzetme ile bir karadelik anlatılmakta olup bu karadeliğin yutmaya başladığı bir güneşin yakınındaki bir toplumdan bahsedilmektedir. Güneşin batışı ifadesi ile güneşin ömrünün sonuna geldiği anlatılmaktadır. Aşağıda igili  diğer ayetlerdeki maceralar açıklandığında bu iddianın doğruluğu da nihayet aydınlığa kavuşmuş olacaktır

Kuran’daki anlatım ve betimlemelerin en büyük güzelliklerinden biri, zamandan bağımsız olarak insanoğlu olarak neyi nasıl bulup, görüp, keşfedip neyle adlandıracak isek tam da ona göre yazılmış olmalarıdır. “Güneş’in Kara Balçıklı Göze’de batması” teşbihi de bu fevkaladeliklerden birisi olup burada görmekte olduğumuz resimler ise bunun en bariz kanıtıdırlar.

Scientists watch as supermassive black hole ravages nearby star

Görmek inanmaktır fakat çoğunluk gerçek karşısında inat etmeyi sürdürür çünki Kuran’da “insan kabul etmek yerine tartışmayı ve çekişmeyi çok sever” diyor zaten. Kara balçıklı göze dendiğinde sadece dünyadaki gözeleri düşünüp, güneş hiç gözede batar mı diye ısrarlı bir inatla buradaki inanılmaz benzerliği görseler bile resimlerdeki olayın kasdedildiğine ikna olmazlar.

"Sonra bir sebebi daha izledi. Bir süre sonra, Güneş'in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu."

Tüm macera bu kadardır; yani Yüce Allah bir macera ve mucizevi olayın izahı için tek bir cümle içeren bu ayetten fazlasına ihtiyaç duymamıştır. Zaten Zulkarneyn ve Yecüc Mecüc ayetlerinde dikkat edilmesi gereken husus, Kuran’ın en gizemli bu iki konusunun nasıl olup da böyle hiç bir ilave açıklama yapmaksızın askıda bırakılmış hissi verdiğini anlamakta da yatıyor. Bunun sebebi bir kez anlaşıldığında gerisi çorap söküğü gibi gelmektedir.

Zulkarneyn’in maceralarının özetine baktığımızda “bir önceki ayette “batan bir güneş” ve çok kısa bir benzetme, bunun ardından şimdi bu ayette “doğan bir güneş” ve bir başka kısa benzetme. Her ikisinin yanında da gizemli bir kavim ve nihayetinde aşağıdaki son macerada da bir başka gizemli kavim ise Arz’da bozgunculuk yapanlardan şikayetle yardım talep ediyor ve olaylar kıyamet gününden bahislerle bitiyor”.

Mucizelerin anlatıldığı bir surede ve Kuran’ın en gizemli isimlerinden olan bir varlığın macerası Yüce Allah tarafından “tek bir ayet” ile ve “güneşe karşı siper yapılmamış bir toplum gördü” cümlesiyle anlatılırken, mucize olaylar beklediğimiz  bu ayetteki ifadeden “gölgesi olmayan bir yer ve kavim” kastediliyor demek naiflikten öte bir yanılgıdır. Burada da gerçeği görmek için ufkumuzu çok geniş tutmak zorundayız.

Dünyamız güneşin ve uzayın yıkıcı radyasyonundan korunacak şekilde, atmosfer, manyetik alan ve Van Allen kuşağıyla çevrelenmiştir, bunlar dünyada yaşayan canlılara, uzayın yıkıcı radyasyonuna karşı siper edilmişlerdir.

Bu koruma kalkanları üstteki ve aşağıdaki şekillerde görüldüğü gibi oluşmaktadır. Aksi halde bildiğimiz yaşam ve insanoğlu ortaya çıkamazdı. Ay’da böyle bir durum, bir koruma yoktur. Güneşe karşı siper edilmemiş bir topluluktan bahis, gölgesi olmayan yer demek değildir. 

Anlatılan yer, insanın muhtaç olduğu gibi güneşten ve kozmik radyasyondan korunma ihtiyacı olmayan bir topluluğun yaşayabileceği, uzayın ve güneşin ışınlarından korunmamış bir gezegendir. Yani güneş ışınları ve radyasyondan kesinlikle zarar görmeyen ve kendileri de enerjiden (s-elektronlardan) yaratılmış bir kavimden  (Kuran’daki “dumansız ateş” tabiriyle enerjiden yaratılmış olan bir «cin» topluluğundan) bahsedilmektedir.

Ayetlerde geçen “güneşin doğduğu ve battığı yerlerden”  bahis de yön anlamındaki doğu-batı olgusu değildir. Bir güneşin, kainattaki başlangıcı (ortaya çıkması) ve ardından yok oluşu, bir kara delik tarafından yutulmasıdır. Yoksa normal bir günde güneş ardışık ve sürekli olarak bir doğar bir batar.

Kuran'da Karadelik (Galaksi) - Yıldız - Gezegen - Uydu yörüngelerini anlatan makalem ve videosu:
https://www.asronspace.net/?Syf=26&Syz=739468&/Samanyolunu-D%C3%B6rt-Harfe-S%C4%B1%C4%9Fd%C4%B1rmak 

Seyahatlerinde güneşin doğduğu yere « sonra » gitmiş olması, hareket olarak önce güneşin battığı (yok olmaya başladığı) yer ve zamana  ardından ise doğduğu (oluştuğu) yer ve zamana gittiğini ve aslında ona verilen sebepler (ilahi araçlar) sayesinde, onun için geçmişten geleceğe diye lineer bir zaman kavramı olmadığı, bunun yerine seyahatin sırası ve devamlılığı anlatılıyor.

Kuran bir taraftan dünya hayatıyla alakalı bilgileri verirken aynı zamanda kainatın yaratılışını da anlatmaktadır ve o yüzden bize dünya hayatında sıradan gelebilecek bazı konular için sıkça “bunda aklını işleten, ilimde ilerlemiş toplumlar için kanıtlar, mucizeler vardır” denir. Örneğin,  güneşin doğması ve batmasında bizim için herhangi bir mucize yoktur, sıradan çok doğal olaylardır. Fakat güneşin doğup batması değil de bir güneşin uzayda ortaya çıkması ve sonunda yok olması anlatılıyor ise, durum tamamen değişir ve gerçekten anlatılan mucize ortaya çıkar. Aynı şekilde,  “güneşten siper yapılmamış” bir yerden kastın “gölgesi olmayan” değil de “güneşin ve uzayın radyasyonundan korunmayan yer” olduğunu anladığımızda da yine bir mucizevi tanıma şahit oluruz.

Daha da merak utandıran ve Y-cüc ve M-cüc ile tanışacağımız Üçüncü yolculuk ve macerayla devam edelim: 

Neden Y ve M harflerini ayırdığımı aşağıda göreceksiniz.

92. Sonra yine bir sebebi izledi. 93. Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu 94. Dediler: "Ey Zülkarneyn! Ye'cûc ve Me'cûc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana vergi verelim mi?" 95. Dedi: "Rabbimin beni içinde tuttuğu imkân ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de onlarla sizin aranıza çok muhkem bir engel çekeyim." 96. "Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine katran dökeyim!" diye seslendi. 97. Artık onu ne aşabildiler ne delebildiler. 98. Dedi: "Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır." 99. O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır. 100. O gün, cehennemi, inkârcılara öyle bir sunmuşuzdur ki!...

 

 

 

 

 

 

Buradaki gökler, birinde bizim bulunduğumuz 7 ayrı uzayı (uzay-zamanı) belirtir ve “yer-arz” tabiri de dünya demek değildir, 7 göğün üstünde bulunduğu kainatın ve Yüce Allah’ın “yeri/arzı yaydım” dediği tabanıdır. Yer/arz budur, üst yüzeyi “uzay dokusu (Fabric of Space) tabir olunur. Uzay dokusu altındaki yer, yani asıl ve gerçek “Arz”, kelime manası ile dahi açıkça “arz eden” demektir, uzayda kâinatta ortaya ortaya çıkan ne varsa yerden, Kozmik Arz’dan çıkar. (Cosmic Ground = Kozmik Yer, Kozmik Arz). GIF resimde gerçek yerin/Arz’ın nasıl olduğunu da arz etmiş oluyorum.

Boşluk zannedilen uzayın her yerinde, animasyonda görüldüğü şekilde sürekli olarak evrenin yapıtaşları belirip kaybolurlar; yoktan varolur vardan yok olurlar. "Sürekli bir arz ediş". Bir gün bunlara hükmetmek mümkün olabilir, Allah'ın izniyle. 

Zulkarneyn’in bu macerasının geçtiği yerin “iki dağ arası” olması nedeniyle yine geniş bir açıdan bakarak bu dağların kainattaki karşılığının ne olabileceğini bir araştırmak gerekir. Dağlar kelimesi Kuran’da oldukça sık geçer. Yüce Allah’ın “yeri/arzı ve gökleri yarattığı ve yer sarsılmasın diye yere koca koca dağlar diktiği, kazıklar gibi çakıp sabitlediği” tekrarlanır. Dağların sabit olmadığı ve sanki denizin üstünde “yüzmekte” oldukları açıklanır. Hatta dağlarda “simsiyah” yolların da olduğu söylenir, farklı renklerde de. Şimdi dünyamıza hapsolmadan uçsuz bucaksız kainata bakalım ve ikili anlatımların “ikincilerini” görmeye devam edelim. Bu aşamada  bırakalım bunu bize şekiller anlatsın: “ARZ/yer” “Dağlar” “Yere çakılı kazıklar” ve “Gökler”.

Karadeliklerin ve Nötron Yıldızlarının uzayda bu Kozmik Yer/Arz üzerine dikilmiş “dağ” veya yere çakılmış kazık anlatımlarıyla bunların bilimsel açıklamaları olan şekiller de görüleceği gibi gerçekten bire bir uyumludur. Özellikle her galaksinin merkezinde bulunan devasa karadelikler galaksilerin dağılıp yok olmasını engeller ve kainatta düzeni sağlayan en önemli unsurlardandırlar.

Solda en alttaki Nötron Yıldızı, sağdaki ise bir Karadelik...

Bakış açısına göre, hem yere çakılmış kazıklar hem de arza dikimiş koca dağların en büyükleri Karadeliklerdir.

Kuran’da anlatılan “arz/yer sarsılmasın, uyum içinde varolsun” diye kazık gibi dikilen o “koca koca” dağların kainattaki karşılıkları  işte bu karadeliklerdir ve sabit değillerdir; Kuran’da bazen deniz diye de tabir olunan uzayda, resimde görüldüğü gibi yüzmektedirler. Karadelikleri bilimsel açıdan anlatırken kullanılan şekillere üstten bakıldığında, uzayda açılmış “çok çok” derin çukurlar gibidirler, bunlara tabandan yani Kozmik Yer’den bakıldığında göreceğimiz ise yerden yükselen koca koca dağlardır ve aynı anda yere çakılmış temel kazıklarından farksızdırlar.

Kuran’da “dağlarda “simsiyah yollar” olduğunun yazılmasında belki bu karadeliklerin bir geçit işlevi gördüğünü destekliyor olma ihtimali de vardır.. Zulkarneyn’in seyahatleri ve üç macerasının ikisinde karadeliklerin yanında bulunması da bu “geçit” anlamında manidardır. Benim fikrim bu geçitlerin bilim kurgulardaki wormhole gibi olmadıkları yönündedir. Açıkçası uzay içinde zaman yolculuğu yapılabileceğine pek inanmıyorum çünki “zaman”ın bir boyut olduğu gerçek dışıdır; sadece bilinmeyen bir olguyu matematiksel olarak anlatmak için ortaya atılmış dahice bir fikirdir. Fakat üstünde yer aldığımız Kozmik Arz’a geçebilirsek oradan da uzayın başka bir yerine ve başka bir zamanına "anında" gidebilmek mümkün olabilir. Bu görüş Zulkarneyn’in seyahatine de daha uygun düşüyor. Bilim ve teknolojinin ilerlemesini izleyip, o vakte kadar kıyamet kopmaz ise torunlarımızın bunları göreceğini tahmin ediyorum. Sonuçta Yüce Allah güzel Kuran’ında her şeyi en güzel şekilde anlatmıştır.

Rahman ﴾19﴿ O, birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. ﴾20﴿ (Ama) aralarında bir engel vardır; birbirlerine karışmazlar.          
Furkan ﴾53﴿  Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur.

Dağların yüzmekte olduğuyla ilgili ayetlerden bahsetmişken, eklediğim yukarıdaki  ayetlerde bildirilen denizlerden birisi dünyamızın ve karadeliklerin de içinde yüzmekte olduğu “uzay” yani kainatın görünen tarafıdır ve diğeri ise tamamen teorik fiziğin standart modeline uygun olarak ve Kuran’la ilişkilendirilmeden, başka bir bölümde  açıklanacaktır inşallah: SüperSimetrik Sicim Teorisi...

İki Karadelik etkileşimi
Watch two black holes bend the daylights out of space-time in this trippy  NASA visualization | Live Science

Kuran’da  “dağlar” anlatılırken aynı zamanda başta Kara Deliklere olmak üzere Nötron Yıldızı gibi en ağır gök cisimlerine işaret ettiğini söylemiştim. Bu ayetlerde de dağ ile kastedilen bunlardır.  İki dağın arasına ulaşmak ifadesi de bir galakside iki karadeliğin yakınındaki bir bölgeye gelinmesidir. Yecüc ile Mecüc de etkileşime girmiş iki ayrı en ağır gök cisimleridirler ve bahsedilen bu iki dağ  onların adlarıdır. Etkileşime girince oluşan büyük yerçekimi Kozmik Arz’da, yani Yer’de ve uzay dokusunda sarsılmalara, dengesizliğe, “bozguna” sebep olmaktadırlar.

İki Nötron Yıldızı Etkileşimi

Neden birisi Karadelik diğeri Nötron Yıldızı biliyor musunuz? Bilen yok zaten fakat şimdi bilimsel ve Kuran alfabesiyle gözlerinizle göreceksiniz. Kuran alfabesi Quantum elementleri ve atomüstü varlıkları listeleyen bir tablodur. Buradan okuyabilirsiniz: https://www.asronspace.net/?Syf=26&Syz=757997&/KAINATIN-A-B-CSI-/-EVRENSEL-ALFABE

Y-cüc'deki Y harfi spiral galaksi ve ortasındaki Karadeliği simgeler: Varlığın Sonu, Yokoluş


M-cüc'deki MİM harfi hayatı simgeler. "Biz insanı spermden yarattık"

Hayatın başlamasını mümkün kılan oluşum Nötron Yıldızıdır. Linkdeki yazıyı okuduğunuzda göreceksiniz.
Hayat ve Ölümün Dansı - Varoluş ve Yokoluşun Dansı 


Yukarıda bahsi geçtiği gibi Zulkarneyn’in sözlük anlamı “iki boynuzlu veya iki boynuza sahip olan” demektir ve şimdiye dek hep bu sayfada yer alan resimler gibi başlık veya boğa kafasına sahip birisi olarak algılanmıştır. Öyle bile olsa, bu boynuzların bir işlevi var mıdır, varsa nedir? Yine göreceğiz ki Kuran’da hiç bir kelime kesinlikle işlevsiz değildir ve bizler de buna tanık olmaya devam edeceğiz.

Uzayda ve Kozmik Arz’da en büyük kaos ve bozgun iki galaksinin etkileşime girmesiyle ortaya çıkar, bunu takip eden ikinci en büyük bozgunculuğu yapan ise alttaki resimde görüleceği gibi iki karadeliğin etkileşime girmesidir. Bunun ardından da bir Karadelik ve Bir Nötron Yıldızının kütle çekim dansıdır...

Ayet’lerin açıklamasına geri dönelim. Bahsi geçen topluluk bunları bilecek kadar ileri düzeydeler ve “hiç bir söz anlamayan bir topluma dönüşmüş” olmaları da bu çok ilerlemiş seviyenin verdiği kibirlerindendir, aynı cin soyundan olan İblis’in kibiri gibidir. Bunlar da “üzerlerine güneşten siper yapılmamış” olan bir kavim”dir, bedensel olarak böyle bir korumaya ihtiyaçları yoktur: aynı “dumansız ateşten”, büyük ihtimalle "elektronlardan" yaratılmış bir cin toplumudur. Fakat bilimdeki ilerlemelerine rağmen kara deliklere karşı bir şey yapmaya yeterli kaynak ve güçleri yoktur. Bu kavmin yardım talebi üzerine Zülkarneyn, o toplumun da “bedensel güçleriyle destek olması” ile bu iki karadelik arasında dengeyi sağlayacak bir engel yapmıştır. Artık Yecüc ve Mecüc’ün önüne bir engel çekilmiş, Arz kontrol altına alınmıştır. Zulkarneyn’in yaptığı bu engelin kıyamet gününe kadar  dayanacağını ima ettiğini okuyoruz. Dünyadaki iki dağ arasına yapılan normal bir setten bahsediliyor olsa idi ne o set ne de dağlar kıyamete kadar dayanacak değillerdir, kaldı ki bir kavim kıyamete kadar yaşasın. Elbette ki o kıyamet vaktine kadar ancak karadelikler ve nötron yıldızları, yani Y'cüc ve M'cüc var olabilecektir ve bu da demektir ki Zulkarneyn kıyamete kadar varolacak yeni bir karadelik oluşturarak bu iki oluşumu kütle/yer çekimsel olarak dengelemiştir.

Bu engeli  anlamak için bir nötron yıldızı oluşumunu ve onun nasıl bir kara deliğe dönüştüğünü bilmek gerekir. Zulkarneyn, ayette belirtildiği üzere “Arz’da güç ve saltanat sahibidir, yani  “Arz’ın sunacağı her şeyi elde edebilir. Nötron yıldızı oluşumu   için demir gereklidir ve Zulkarneyn bu demiri cin toplumundan istememiştir, doğrudan Arz’a emretmiş, Arz’dan demir çıkarmıştır ve “arz üzerindeki saltanat”ının bir teyididir. Uzayda bu demirleri uygun bir yıldıza yığmakla bir nötron yıldızı meydana getirmiş ve ardından da o cinlerin zaten enerji/ateş/ışın olan nefesleriyle -yani ayette belirtildiği şekilde  “bedensel destekleriyle”-  üfleyerek demiri   kor haline getirmesi üzerine, bir süpernova patlamasına meydan vermeden katran ilavesiyle Yecüc ve Mecüc’e eşit ve denk, onları dengeleyecek bir kara delik ortaya çıkarmıştır.

Kuran’da hiç bir kelimenin boşuna yazılmadığını ve “bedensel güç ile destek olmak” ifadesinin de tam manasıyla yerini bulduğunu görmüş oluyoruz.

Şimdi yeni bir mucizeye tanık olmak üzere yandaki “sevimli çiçek” resmine bir göz atmanın vakti gelmiş olmalı. Kırmızı tomurcuğa biraz yakından bakalım.

Dikkatli bakınca, hatta ilk bakışta ağzı kapalı bir yılan kafasını andırıyor olabilir mi acaba, hele ki üstüne bir göz şekli kondurursak?

"Saffat 65.Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir."

Saffat suresinin önceki ayetlerini okuyunca bahsedilenlerin resimdeki gibi zakkum tomurcukları olduğunu görüyoruz. Yüce Allah nasıl ki evreni ve insanları mükemmel ve kusursuz bir güzellikte yarattı ise, cinleri de mükemmel kusursuz güzellikte yaratandır. Sınava tabi tutmak üzere her ikisine de bazı kusurlar eklemiştir ve başarılı olanlar kıyamet gününden itibaren kusursuz hallerine dönerek cennete yerleşeceklerdir.

"Saffat 62, 63. Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık. İnsanlar cin için, cinler de insan için imtihan aracıdır. Yüce Allah Adem’i kullanarak bir cin olan İblis’i imtihan etti ve İblis Yüce Allah’ın emrine karşı geldi. Ardından İblis te Yüce Allah’tan almış olduğu izinle Adem ile Havva’yı kandırıp onların da Yüce Allah’ın emrine karşı çıkmalarına vesile olarak intikamını aldı ve bu kandırmacalarına kıyamete kadar devam edecek."

Onlara yasaklanmış olan ağacın meyvelerini yediren İblis’in neden sürekli olarak bir yılan şeklinde tasvir edildiğini de sanıyorum ki yine Kuran’ın “tam yerini bulan” yüce betimlemeleriyle anlamış oluyoruz.

Peki, nefesi alev olan bu cinler neye benziyorlar?

Kuran’da tasvirine rastlamadım fakat biraz hayal gücü ile bu cinlerin ağzını açtıklarında nasıl nefes alıp verdiklerini ve özellikle nasıl üflediklerini düşünelim. Örneğin,  demiri kora çevirecek aşağıdaki resimdeki lazer gibi üflemesi mümkün olabilir mi? Belki de yanındaki bunsen brülör gibidir, üstteki normal nefes alışı, alttaki üflemesi.

Konu konuyu açıp ta cinleri ziyarete kadar gidince, onların da bazı özelliklerini ortaya çıkarmış bulunuyoruz (Bunlar gerçekten böyledir demiyorum).

Zulkarneyn’e devam edelim. Diyor ki; “Yüce Allah’ın emriyle Sur’a üflenip zamanın sonu geldiğinde yani kıyamet koptuğunda, yeni oluşturulan bu karadeliğin de Yecüc ve Mecüc adını verdikleri her iki karadeliğin de yerle bir olacağı ve hepsinin birbirine karışacağı kesindir”. Farklı surelerde de anlatıldığı gibi “kıyamet günü dağlar yürütülecek, birbirine çarpılıp un ufak edilecektir”.  Kainatın yok edileceği bir günü betimlerken, bunu sadece dünyadaki dağlarla kısıtlamanın ne kadar dar ve sığ olacağını idrak etmek gerekiyor. Sonuç olarak Yecüc ve Mecüc ile dünyadaki iki dağ ve orada bozgunculuk çıkaran kavimler anlatılmıyor. Dolayısıyla kıyamette de hiç kimseye herhangi bir saldırıda bulunmayacaklardır. Kıyamette zaten herşey herşeyin üstüne yıkılacak, tüm kainat aynı anda yıkılmış, zaman bitmiş olacaktır.

Sur’a üflenmesiyle ortaya çıkacak olan o müthiş sesin titreşimleri uzayı kaplayan ve tüm varlığı içinde barındıran ASR’ı çökertecek, tüm varlık alemi toz gibi kuantum parçacıkları olarak dağılacaktır. Uzayın zaten hızlanarak genişlediği kanıtlanmıştır ve eninde sonunda bu genişleme sonucunda uzay dokusunun yırtılacağı öngörülmektedir. Hızla şişirilen bir balonun sonuçta patlamasından farksızdır fakat her an bir iğne ile bu balonu patlatmak mümkündür. Sur'a üflemenin bilimsel karşılığı tam da budur. 

 Zaman boyutunun sonlandırılması esasen “gökleri görülmez direklerle yükseltip yerinde tutan ASR’ın çökertilmesidir, tüm kainatın çökmesidir, Kıyamet’tir. Zaman kavramı da zaten uzayı dolduran ve ona direksiz yükseltiilmiş görüntüsünü veren Asr içinde oluşan hareketlerin ardışık bilgisinin depolanmış halidir, hafızadır ve bu bilgi ve hafıza sadece artan şekilde tek yönlü olarak geleceğe doğru gider. Bu ise zaman-entropi eşitliğinin en doğru tanımıdır. Böylece uzayın çöküp zamanın bittiği ve görüp bildiğimiz kainatın sarsılıp yok olacağı en son,  en müthiş günde kim kime saldırabilir ki Yecüc Mecüc birilerine saldırsın? Bunu iddia edenlerin tekrar düşünmelerinde fayda görüyor, bu dayanaksız görüşü dillendirmeyi artık bırakmalarını tavsiye ediyorum.

Uzay yapısının aşağıya kopyaladığım gibi bal peteği şeklinde olduğuna dair bir teorim var, umarım bunları matematiksel olarak da geliştirebilirim. 

http://asronspace.net/?Syf=26&Syz=736421&/ASRON,-a-new-concept-for-the-space.-No-Spacetime,-only-Space 

 

 

Sonuçta, diğer resimde görüldüğü gibi bütün evren en küçüğünden en büyük oluşumlara kadar tekrarlanan kalıplar halinde ortaya çıkmıştır.

Bunun ardından sur’a tekrar üflenmesiyle gökler yükseltilip şu anki uzay/kainat yerine cennet ve cehennem yayılarak getirilmiş olacak ve tüm topluluklar da yargılanmak üzere tekrar ortaya çıkarılacaklardır. Nihayetinde her şey, insanlar da cinler de kainatta Yüce Allah’ın ilmiyle yoktan var ettiği anlatımındaki “Bilgi’dir, “İlim’dir “Information’dır ve bilgiyi tekrar tekrar ortaya koymak o bilginin sahibi için çok kolaydır. O, tüm kainatı yoktan var eden ve herşeyi ilmiyle kuşatandır.

"100. O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır”

İki karadelik etkileşime girip yeterince yaklaştıklarında birbirleri etrafına dönmeye başlarlar ve aynı denizde dönüyorlarmış gibi uzayda yer çekimsel dalgalar (Gravitational Waves) oluştururlar. Bir asıra yakın süre teori olarak kalan uzaydaki bu tür yer çekimi dalgalarının varlığı iki sene önce bilimsel olarak ispatlanmıştır.  

GIF gravitational, waves, loop, best animated GIFs vague, onda, schleife, ola, free download bucle,  

Birbirleri içinde dalgalanan karadeliklerin anlatımını resimlerde çok net olarak görüyoruz. İkinci resimdeki üç karadelikten biri Zulkarneyn’in oluşturduğu kara delik, birbirleri içinde dalgalanan Yecüc ve Mecüc’ü kontrol altına alınca, resmin sağ üst köşesinde bir yerlerde bulunması gereken cin toplumunun Kozmik Yer’i bozgundan kurtulmuş oluyor.

  Böylece,  Kuran’ın başka bir betimlemesiyle yine bir “tam isabet” sağlamış oluyoruz.

Ayetteki “o gün”den bahis elbette ki kıyamet günüdür ve bir başka ayette “her şey yok olacak, sadece Yüce Rabbin yüzü kalacaktır” diye yazılmış olan gündür. Ayet numarasıyla bile sabitlenmiş, eşsiz ve bir (1) olan Yüce Allah’tan başka sadece sıfırlar, hiçlik kalacaktır.

Şimdi Zulkarneyn ile ilgili asıl noktaya geliyoruz; kıyametin kopmasının Sur’a üflemekle olacağını “inananlar” olarak hepimiz zaten biliyoruz. Sur’a üflemek de aslında eski kavimlerin boynuzları trompet gibi üflemesinden ibarettir, bu boynuzlardan biri üflendiğinde -yani Sur’a ilk üflendiğinde” kıyamet kopacak, ikincisi üflendiğinde her şey tekrar ortaya çıkacak ve Yüce Allah insanları ve cinleri yargılayacaktır. Hepimiz öldükten, varlık alemi yok edildikten sonra tekrar diriltilerek yargılanacağız. Üflenecek olan boynuzların dünyadaki benzerlerini bu resimde görüyoruz.

Sur’a üfleyecek olan kimdir? Klasik inanışa göre Yüce melek Hz. İsrafildir ve iki kere üfleyecektir. İki farklı olayı gerçekleştirmek için iki farklı özellikteki Sur’a  üflemek üzere “İki Boynuz Sahibi” olan Hz. İsrafil, Zulkarneyn’in ta kendisi olmalıdır. Evren açısından bu mümkün görünürken, tek tek insanlar için bunun anatomik açıdan bir karşılığı da vardır. İç kulaktaki Koklea : 

 

İşte bu sebepledir ki Yüce Allah’ın ona vermiş olduğu kudret ve hikmet ile ona olan güveni gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin de üstündedir.

 

Esasen, buradaki olaylar çok uzun astronomik bir zaman diliminde, aynı güneş sisteminde geçmekte ve gerçekleşmektedir. Bildiğimiz zamana göre sıraya koyduğumuzda, özetle;

1) Zulkarneyn yeni oluşmaktaki bir güneş sisteminde, o güneşten korunmamış bir gezegende güneşten ve radyasyondan korunmaya ihtiyacı olmayan bir topluluk, yani Kuran’da “dumansız ateş” tabir olunan s-elektronlardan, enerjiden yaratılmış bir Cin topluluğuna rastlıyor.

2) Bir uzay-zaman yolculuğu ile bu cin toplumunun “geleceğine” gidiyor. Cinler artık teknoloji ve bilimde ilerlemişler ve Yecüc ve Mecüc adını verdikleri iki karadeliğin güneş sistemlerinin, hatta belki de tüm galaksinin dengesini bozduğunu (Kozmik Arz’da bozgun çıkardığını) ve kendilerine zarar verdiğini anlamışlardır fakat ellerinden bir şey gelmemektedir. Buna engel olması için Zülkarneyn’den yardım istemişler ve o da demir ve katran ile yeni bir karadelik oluşturarak dengeyi sağlamıştır.

3) belki milyonlar/milyarlarca yıl sonra o güneş sisteminin yakınındaki bir kara deliğin, oradaki bir güneşi yutmaya başladığını, yani “güneşin kara bir gözede battığını” görmüştür. Bu olay, bahsi geçen cin toplumunun da içinde bulunduğu bir galakside geçmektedir  ve güneşi yutan o kara delik ise belki de “demir ve katran” ile Zulkarneyn’in oluşturduğu kara deliktir (veya nötron yıldızı).

Böylece sondaki “kara balçıklı göze” ile baştaki “kapkara katran”ın nasıl buluştuğuna da şahit oluyoruz.  Kuran’da her kelime bir mucizedir ve Yüce Allah’ın mucizeleri bitmez.

İki Boynuz Sahibi Zulkarneyn, yani Hz İsrafil bu boynuzları resimlerdeki gibi bir başlıkta veya kılıç gibi belinde taşıyor olabilir, bilemiyorum. Bilimsel karşılıkları kesinlikle doğru olmakla birlikte, burada yazdıklarımın ne kadar gerçek olduğunu da bilemiyorum, belki de farklı bir konu anlatılmıştır. Hz. İsrafil’in kime veya neye benzediği hakkında da hiç bir fikrim yok. Her şeyin en doğrusunu ve gaybı bilen sadece ve sadece Yüce Allah’tır.

Sevgiler, Selamlar,

  
20082 kez okundu

Yorumlar

Yecüc ile mecüc     04/10/2021 23:41

Yecüc ile mecücle alakali hadisler onlarin insan oldugunu göstermiyormu? Buna fikriniz nedir?
Misafir -

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam835
Toplam Ziyaret1162410
Linkler