• KURAN'DA MİKROSKOBİK & KOZMOLOJİK BİLGİLER
    • gereçler: bilim sağduyu bilgi inanç vicdan akıl adil sabır özgürlük
    • Bilim Işığın, Gölgen Cehaletin.
    • Kaçamayacaksın ışıktan, Gölgen ortaya çıkacak
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100079071813049
  • https://www.twitter.com/@asronspace
  • https://www.instagram.com/kilavuzoglu.mustafa/
  • https://www.youtube.com/channel/UCFVG7clKZdbDuVuLZ3T68jA
Besmele: Cansız Maddeden Hayata, Ölümden Ebediyete Bir Okuma

Besmele: Cansız Maddeden Hayata, Ölümden Ebediyete Bir Okuma

Bismillâhirrahmânirrahîm - Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla

Kuran’da Allah’ın ilk ismi: Rahman... Kuran’ı açıyorsunuz ve “ismiyle Allah’ın Rahman ve Rahim olan” diyor.

  • Kuran indiğinde Arapların Rahman kelimesini tanımadıklarını şu ayetten biliyoruz: "Onlara, ‘Rahmân’a secde edin’ denildiğinde, ‘Rahmân da neymiş (biz Rahman nedir bilmiyoruz)? Biz senin bize emrettiğin şeye mi secde edeceğiz?’ derler ve bu emir onların nefretini artırır." (Furkan Suresi, 60. Ayet) Bu bağlamda, Rahman kelimesinin Kuran ile birlikte Arapçaya girdiğini de anlıyoruz. Kelimeye verilen anlam, insanların tahmini ve zannı üzerine “en merhametli” olarak yerleşmiş. Bu haliyle Allah’ın diğer isimleri olan “Rauf” ve “Rahim” kelimeleriyle aynı anlamı taşımış oluyor. Oysa Yaratanın her isminin O’nun farklı bir özelliğine işaret etmesi gerekiyor. Rahman ve Rahim’in varsayılan anlamları şöyle: Rahmân: Dünyada tüm mahlukata, ayırt etmeksizin merhamet eden, şefkat gösteren. Rahîm: Ahirette sadece müminlere merhamet eden, bağışlayan ve esirgeyen. Oysa hem bağışlayan hem de esirgeyen olarak farklı iki ismi mecvut Allah’ın: Affüv  ve Mahfuz. Ben besmeledeki bu iki kelimenin de yanlış anlaşıldığını, hatta hiç anlaşılmadığını açıklamalarıyla birlikte savunuyorum

Besmele, yaygın Türkçe karşılığıyla “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” demektir ve hem Rahman hem de Rahim kelimeleri “en merhametli” diye çevriliyor. Burada geliştirilen yorum, bu ifadeyi ASRON’un harflere yüklediği varlık ve işlev karşılıkları üzerinden düşünür. Amaç, besmelenin içinde maddeyi, hayatı, şuuru, ölümü ve yeniden dirilişi birbirine bağlayan bir anlam örgüsü araştırmaktır. Bu, tarihsel Arapça etimolojisinin yerine geçen bir çözümleme değil; harflerin önerilen işlevlerinden hareket eden sembolik bir tefekkürdür. Arapça dil çözümlemesinde Rahmân ve Rahîm, aynı râ–hâ–mîm köküne bağlı, merhamet bildiren sıfatlardır. Bkz. Rahmân’ın dil bilgisel çözümlemesi, Rahîm’in dil bilgisel çözümlemesi

Bu okumada iki katman birlikte kullanılır: bazı unsurlar dil bilgisel görevlerini korur; bazı harfler ise ASRON’daki karşılıklarıyla yorumlanır. Dolayısıyla önce harflerin tek tek çağrıştırdığı anlamları, ardından kelimeler içinde kurulan ilişkileri açıklamak gerekir. bkz: Evrenin ABC'si-1 

Harf adı

ASRON’da Yaratılış alfabesi karşılığı

Bu yorumdaki kullanımı

Elif

Haberci,müjdeci, yani temel referans

“Al” tanımlığının içinde dil bilgisel işleviyle ele alınır; ayrıca bir varlık olarak yorumlanmaz.

Bâ

Elektron

“Bismi” içinde dil bilgisel “bi-” görevini korur.

Sîn

Alt kuark

“Bismi” içindeki “isim” kelimesine burada ayrıca fiziksel bir anlam yüklenmez.

Lâm

Gezegen, özellikle Dünya

Tanımlığın dışında kalan kullanımında yeryüzünü ve gezegensel varlığı temsil eder.

He — Güneş harfi

Güneş ve yıldızsal varlık

Güneşi temsil eder.

Râ

Garip kuark

Kuark karşılığından hareketle cansız maddi varlığın temsilcisi olarak genişletilir.

Hâ — geçiş harfi

Nötrino çevrimindeki sıfır yerelleşmiş yük geçişi

İki durum arasındaki geçişi ve bu geçişin iki yönlü oluşunu temsil eder.

Mîm

Su, hayat ve canlılık

Canlı oluşu, hayat kazanmayı temsil eder.

Nûn

Şuur, vicdan ve bilgi

Hayatın farkındalık ve vicdan taşıyan yönünü temsil eder.

Yâ

Kara delik; karanlık, son ve sonsuzluk

Son sınırı ve onun ötesindeki sürekliliği temsil eder.

 

Maddeyi oluşturan atomun çekirdeğinde, atoma asıl kütlesini veren quarklar ve onları bir arada tutan gluon dediğimiz yapışkan kuantum bağlayıcılar bulunurlar. Elektronlar ise bu çekirdeği saran bir kabuk gibidir. Bu haliyle hem quarklar hem de elektronlar Allah’ın yarattığı cansız maddeyi, ölü olma durumunu temsil ediyorlar.

 Tablonun fiziksel ve anlamsal başlangıç karşılıkları şurada da yer alıyor  Evrenin ABC'si-2 . Râ’nın genel olarak cansız maddeyi temsil etmesi, hâ’nın hayat ile ölüm arasındaki geçişe uygulanması ve yâ’nın sonsuzlukla okunması, bu besmele yorumunda da işlenmiştir.

  1. a) Bismi, cümlenin yönelişini belirler. Dil bilgisel yapısı, soldan sağa “bi- + ism”, yani “bi- + isim” şeklinde gösterilebilir ve burada “adıyla” diye karşılanır. Bu yorumda başlangıç ifadesi bütünüyle bu anlamda korunur. Bâ’nın elektron, sînin kuark karşılığından yeni bir fiziksel oluşum hikâyesi çıkarılmaz. Sözü söyleyen, yapacağı işe hangi adla ve hangi anlam ufkuyla başladığını bildirir. Bkz. Bismi’nin dil bilgisel çözümlemesi
  2. b) Allah adının harf sırası, soldan sağa şöyle gösterilir:
  3. Elif → 2. Lâm → 3. Lâm → 4. He

Bu ad için önerilen sembolik ayrım ise “al + lâm + he” şeklindedir. İlk iki harf birlikte “al” tanımlığı olarak kabul edilir. Geriye kalan üçüncü harf lâm, Dünya’yı; dördüncü harf he, Güneş’i çağrıştırır. Böylece üzerinde yaşanan yer ile onu çevreleyen yıldızsal düzen aynı adın etrafında düşünülür. Bu ayrım, Allah adının tarihsel kökenini kanıtlayan bir etimoloji olarak sunulmaz.

“Dünya’nın ve Güneş’in maliki” ifadesi, bu iki çağrışımı dinî bir ilişki içinde birleştirir. Harfler Dünya ve Güneş tasavvuruna katkıda bulunurken, “maliki” onların Allah’a ait olduğunu ifade eden teolojik yorumdur. Nitekim “lillâhi”, uygun bağlamda “Allah’a aittir” anlamı taşıyabilir; fakat besmeledeki “bismi Allah” yapısı doğrudan “Allah’ın adıyla” demektir. İki yapı birbirinin yerine geçirilmez. Bkz. Lillâhi’nin dil bilgisel çözümlemesi

  1. c) Er-Rahmân, bu yorumda tanımlıktan sonra gelen dört harf üzerinden ele alınır:
  2. Râ → 2. Hâ → 3. Mîm → 4. Nûn

Râ cansız maddi varlığı, hâ durumlar arasındaki geçişi, mîm hayatı, nûn ise şuur ve vicdanı temsil eder. Harflerin yan yana gelişi, böylece bir varlık süreci olarak okunur:

  1. Cansız madde → 2. Geçiş → 3. Hayat → 4. Şuur ve vicdan

Bu dizinin önerilen ifadesi, “Cansızdan canı, şuuru ve vicdanı var eden” olur. Burada hayat kazanmak ile şuur ve vicdan taşımak ayrı ayrı anılır. Canlılık mîm ile belirtilirken nûn, canlı varlığın farkında oluşunu ve vicdanını öne çıkarır.

Hâ’nın geçişi iki yönlü yorumlandığında, aynı tasavvur ölümü de kapsar. Ölüm burada canlı bedenin cansız hâle gelmesidir. Böylece Rahmân için geliştirilen okuma, hayatın verilmesini ve hayatın son bulmasını birlikte düşünür. “Ölümü tattıran” ifadesi, bu iki yönlü geçişin dinî üslupla anlatımıdır.

  1. d) Er-Rahîm ise tanımlıktan sonra şu harf sırasıyla yorumlanır:
  2. Râ → 2. Hâ → 3. Yâ → 4. Mîm

Râ ve hâ korunurken, yâ mîmden önce gelir. Yâ’nın son sınır ve sonsuzluk çağrışımı, ardından gelen hayat işaretiyle birlikte düşünüldüğünde, kelimeye şu anlam önerilir:

“Sona erenin ardından yeniden hayat veren ve bu hayatı ebediyete açan.”

Bu yorumda yâ yalnızca bir bitiş değildir. Son, sonsuzluğa yaklaşan sınır olarak düşünülür; mîm ise bu sınırın ardından hayatı yeniden görünür kılar. Böylece “yeniden diriltip ebedî hayata kavuşturan” ifadesindeki süreklilik, yâ’ya verilen sonsuzluk anlamından gelir. Bu, sonsuzluğun matematiksel bir hesabı değil, sonlu hayat ile ebedî hayat arasındaki ilişkinin sembolik anlatımıdır.

  1. e) İki isim birlikte okunduğunda ortaya çıkan bütünlük, soldan sağa şu sırayı izler: erRahman ErRahim
  2. Cansız varlık → 2. Canlı ve şuurlu varlık → 3. Ölüm → 4. Yeniden diriliş → 5. Ebedî hayat

Bu çerçevede Rahmân, ilk hayatı, şuuru ve vicdanı; Rahîm ise ölümün ardından yenilenen ve sonsuzlukla ilişkilendirilen hayatı öne çıkarır. Besmele de bu anlamların sahibinin adıyla başlamayı ifade eder. Sözü söyleyen kişi, varlığının maddi başlangıcını, taşıdığı hayatı ve vicdanı, ölümlülüğünü ve yeniden diriliş ümidini aynı cümlede hatırlar.

Bu sembolik yorumun huşû taşıyan Türkçe ifadesi şöyle kurulabilir:

Cansızdan canı, şuuru ve vicdanı var eden; ölümü tattıran, ardından yeniden diriltip ebedî hayata kavuşturan Allah’ın adıyla.

Buradaki “toprak”, yalnızca toprağın maddesini değil, üzerinde yaşanan yeryüzünü temsil eder. Kayıtlı harf karşılığına daha dar biçimde bağlı kalındığında “Dünya’nın ve Güneş’in maliki” denebilir.

Bu okumada besmele, insanın bütün varoluşunu başlangıç sözüne taşır: geldiği maddeyi, kendisine verilen hayatı, taşıdığı şuuru ve vicdanı, karşılaşacağı ölümü ve ölümün ardından beklediği ebedî hayatı. “Allah’ın adıyla” demek, bu tefekkür içinde, her başlangıcı varlığın bütün bu aşamalarını gözeterek yapmaktır.

En doğrusunu Allah bilir.

Selamlar, Sevgiler,
Mustafa Kılavuzoğlu

 

  
28 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret1695163
Linkler