Besmele: Cansız Maddeden Hayata, Ölümden Ebediyete Bir Okuma ![]() Besmele: Cansız Maddeden Hayata, Ölümden Ebediyete Bir Okuma Bismillâhirrahmânirrahîm - Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla Kuran’da Allah’ın ilk ismi: Rahman... Kuran’ı açıyorsunuz ve “ismiyle Allah’ın Rahman ve Rahim olan” diyor.
Besmele, yaygın Türkçe karşılığıyla “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” demektir ve hem Rahman hem de Rahim kelimeleri “en merhametli” diye çevriliyor. Burada geliştirilen yorum, bu ifadeyi ASRON’un harflere yüklediği varlık ve işlev karşılıkları üzerinden düşünür. Amaç, besmelenin içinde maddeyi, hayatı, şuuru, ölümü ve yeniden dirilişi birbirine bağlayan bir anlam örgüsü araştırmaktır. Bu, tarihsel Arapça etimolojisinin yerine geçen bir çözümleme değil; harflerin önerilen işlevlerinden hareket eden sembolik bir tefekkürdür. Arapça dil çözümlemesinde Rahmân ve Rahîm, aynı râ–hâ–mîm köküne bağlı, merhamet bildiren sıfatlardır. Bkz. Rahmân’ın dil bilgisel çözümlemesi, Rahîm’in dil bilgisel çözümlemesi Bu okumada iki katman birlikte kullanılır: bazı unsurlar dil bilgisel görevlerini korur; bazı harfler ise ASRON’daki karşılıklarıyla yorumlanır. Dolayısıyla önce harflerin tek tek çağrıştırdığı anlamları, ardından kelimeler içinde kurulan ilişkileri açıklamak gerekir. bkz: Evrenin ABC'si-1
Maddeyi oluşturan atomun çekirdeğinde, atoma asıl kütlesini veren quarklar ve onları bir arada tutan gluon dediğimiz yapışkan kuantum bağlayıcılar bulunurlar. Elektronlar ise bu çekirdeği saran bir kabuk gibidir. Bu haliyle hem quarklar hem de elektronlar Allah’ın yarattığı cansız maddeyi, ölü olma durumunu temsil ediyorlar. Tablonun fiziksel ve anlamsal başlangıç karşılıkları şurada da yer alıyor Evrenin ABC'si-2 . Râ’nın genel olarak cansız maddeyi temsil etmesi, hâ’nın hayat ile ölüm arasındaki geçişe uygulanması ve yâ’nın sonsuzlukla okunması, bu besmele yorumunda da işlenmiştir.
Bu ad için önerilen sembolik ayrım ise “al + lâm + he” şeklindedir. İlk iki harf birlikte “al” tanımlığı olarak kabul edilir. Geriye kalan üçüncü harf lâm, Dünya’yı; dördüncü harf he, Güneş’i çağrıştırır. Böylece üzerinde yaşanan yer ile onu çevreleyen yıldızsal düzen aynı adın etrafında düşünülür. Bu ayrım, Allah adının tarihsel kökenini kanıtlayan bir etimoloji olarak sunulmaz. “Dünya’nın ve Güneş’in maliki” ifadesi, bu iki çağrışımı dinî bir ilişki içinde birleştirir. Harfler Dünya ve Güneş tasavvuruna katkıda bulunurken, “maliki” onların Allah’a ait olduğunu ifade eden teolojik yorumdur. Nitekim “lillâhi”, uygun bağlamda “Allah’a aittir” anlamı taşıyabilir; fakat besmeledeki “bismi Allah” yapısı doğrudan “Allah’ın adıyla” demektir. İki yapı birbirinin yerine geçirilmez. Bkz. Lillâhi’nin dil bilgisel çözümlemesi
Râ cansız maddi varlığı, hâ durumlar arasındaki geçişi, mîm hayatı, nûn ise şuur ve vicdanı temsil eder. Harflerin yan yana gelişi, böylece bir varlık süreci olarak okunur:
Bu dizinin önerilen ifadesi, “Cansızdan canı, şuuru ve vicdanı var eden” olur. Burada hayat kazanmak ile şuur ve vicdan taşımak ayrı ayrı anılır. Canlılık mîm ile belirtilirken nûn, canlı varlığın farkında oluşunu ve vicdanını öne çıkarır. Hâ’nın geçişi iki yönlü yorumlandığında, aynı tasavvur ölümü de kapsar. Ölüm burada canlı bedenin cansız hâle gelmesidir. Böylece Rahmân için geliştirilen okuma, hayatın verilmesini ve hayatın son bulmasını birlikte düşünür. “Ölümü tattıran” ifadesi, bu iki yönlü geçişin dinî üslupla anlatımıdır.
Râ ve hâ korunurken, yâ mîmden önce gelir. Yâ’nın son sınır ve sonsuzluk çağrışımı, ardından gelen hayat işaretiyle birlikte düşünüldüğünde, kelimeye şu anlam önerilir: “Sona erenin ardından yeniden hayat veren ve bu hayatı ebediyete açan.” Bu yorumda yâ yalnızca bir bitiş değildir. Son, sonsuzluğa yaklaşan sınır olarak düşünülür; mîm ise bu sınırın ardından hayatı yeniden görünür kılar. Böylece “yeniden diriltip ebedî hayata kavuşturan” ifadesindeki süreklilik, yâ’ya verilen sonsuzluk anlamından gelir. Bu, sonsuzluğun matematiksel bir hesabı değil, sonlu hayat ile ebedî hayat arasındaki ilişkinin sembolik anlatımıdır.
Bu çerçevede Rahmân, ilk hayatı, şuuru ve vicdanı; Rahîm ise ölümün ardından yenilenen ve sonsuzlukla ilişkilendirilen hayatı öne çıkarır. Besmele de bu anlamların sahibinin adıyla başlamayı ifade eder. Sözü söyleyen kişi, varlığının maddi başlangıcını, taşıdığı hayatı ve vicdanı, ölümlülüğünü ve yeniden diriliş ümidini aynı cümlede hatırlar. Bu sembolik yorumun huşû taşıyan Türkçe ifadesi şöyle kurulabilir: Cansızdan canı, şuuru ve vicdanı var eden; ölümü tattıran, ardından yeniden diriltip ebedî hayata kavuşturan Allah’ın adıyla. Buradaki “toprak”, yalnızca toprağın maddesini değil, üzerinde yaşanan yeryüzünü temsil eder. Kayıtlı harf karşılığına daha dar biçimde bağlı kalındığında “Dünya’nın ve Güneş’in maliki” denebilir. Bu okumada besmele, insanın bütün varoluşunu başlangıç sözüne taşır: geldiği maddeyi, kendisine verilen hayatı, taşıdığı şuuru ve vicdanı, karşılaşacağı ölümü ve ölümün ardından beklediği ebedî hayatı. “Allah’ın adıyla” demek, bu tefekkür içinde, her başlangıcı varlığın bütün bu aşamalarını gözeterek yapmaktır. En doğrusunu Allah bilir.
| |||||||||||||||||||||||||||||||||
|
28 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |