• KURAN'DA MİKROSKOBİK & KOZMOLOJİK BİLGİLER
    • gereçler: bilim sağduyu bilgi inanç vicdan akıl adil sabır özgürlük
    • Bilim Işığın, Gölgen Cehaletin.
    • Kaçamayacaksın ışıktan, Gölgen ortaya çıkacak
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100079071813049
  • https://www.twitter.com/@asronspace
  • https://www.instagram.com/kilavuzoglu.mustafa/
  • https://www.youtube.com/channel/UCFVG7clKZdbDuVuLZ3T68jA
Zenginlik Lutuf mu?

Zenginlik lütuf mu?

“Allah’ın sevdiği kuluymuş, ne kadar zengin…” der misiniz?

İnançlıysanız demeyin. Bir insanın kendisinin ve sorumlu olduklarının ihtiyaçlarını alışık oldukları düzeyde karşılıyor olması yeterlidir. Bunun üstünde sahip olunan her şey ise zenginliktir. Bütün zenginlerin, ihtiyaçlarını karşılayamayan veya karşılamakta güçlük çekenlere yardımcı olması şarttır.

Zengin olmak günah ya da suç değildir fakat belki de makul bir ölçünün ötesinde, ölçüsüz bir zenginlik günah bile sayılabilir. Arınmanız için malınızdan/paranızdan ihtiyacı olanlara vermeniz gerekir diyor Kuran: “O ki, temizlenip arınsın/yücelsin diye malını verir (Leyl suresi 18. Ayet). Bir noktadan sonra, ne kadar zenginsen o kadar kirlisindir. Bu Kuran ayeti tam da bugün bile kullanılan “para elinin kiridir” sözüne uygun fakat maalesef kapitalizmin kirli çarklarında bunu “fakir avuntusu”
diye görüp alay edenler var.

Yüce Allah hiç kimseyi sadece onu sevdiği için zengin yapmaz. Zenginlerin sahip oldukları, o zenginliğinden ihtiyacı olanlara iletmeleri için verilmiştir. Sahip olduğunu zannettikleri şeyler sadece emanettir ve onlara düşen görev bu emaneti gerçek hak sahibine ulaştırmaktır. Fakat çoğu sahip olduklarının şımarıklığıyla cimrileşip köre dönüşüyorlar.

Ayetle açıklayalım: 30 Rum 38. Öyleyse; yakınlara, yoksula, muhtaç olana ve yolda kalmışlarla Allah yolunda uğraşanlara hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Demek ki Kuran’a göre, sahip olduğunu zannettiğin şeyler senin değiller, senin hakkın da değiller. O yüzden bu ayet sana gerçek hak sahiplerinin kim olduklarını söylüyor. Emaneti hak sahibine ulaştırıyorsan dürüst bir emanetçi, doğru yolda bir insan olarak kurtuluşa eriyorsun. Ancak, “bunları kendi marifetimle kazandım” diyerek kendi hakkın zannedip de mal mülk veya para olarak depolayıp yığıyorsan, sadece görevini kötüye kullanan bir hamala dönüşüyorsun. Sen kazanmıyorsun, çünkü zenginliği veren Allah’tır: “zenginliğin arınmak ve Allah nezdinde yücelmek için çözmen ve kurtulman gereken zorlu bir sınav sorusudur”.

Mearic 15-17. Ayet: Hayır ve asla! Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir. Derileri kavurur, soyar.  Yüz çevirip (kaçmak için) arkasını döneni çağırıp duracak. Toplayarak/depolayarak (istif edip) yığanları

Depoladığınızın fazlası alev alıp sizi çok fena yakmadan önce, deponuzu temizlemeye başlayın ve taşıdığınız emaneti gerçek hak sahiplerine iletin lütfen.     

Arapça yerine Farsçasını kullandığımız bir kelimenin ayeti nasıl saptırdığını, hz. Lokman'ın oğluna verdiği nasihat örneğiyle çok net görebiliriz:

Lokman 17. Arapçası: Yâ buneyye akimi-ssalâte ve/mur bilma’rûfi venhe ‘ani-lmunkeri vasbir ‘alâ mâ esâbek(e)(s) inne żâlike min ‘azmi-l-umûr(i).

Yanlış meal: "Yavrum, namazı  kıl, iyiliği emret ve fenalıktan alıkoy. Sana isabet edecek eziyete sabret, çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdendir.

Doğru Meal: "Yavrum, iyilik yap, iyiliği emret ve fenalıktan alıkoy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete katlan, çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdendir.

Daha detaylı açıklama için ==> Dinin Temeli

  
3236 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam865
Toplam Ziyaret1162440
Linkler