• KURAN'DA MİKROSKOBİK & KOZMOLOJİK BİLGİLER
    • gereçler: bilim sağduyu bilgi inanç vicdan akıl adil sabır özgürlük
    • Bilim Işığın, Gölgen Cehaletin.
    • Kaçamayacaksın ışıktan, Gölgen ortaya çıkacak
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100079071813049
  • https://www.twitter.com/@asronspace
  • https://www.instagram.com/kilavuzoglu.mustafa/
  • https://www.youtube.com/channel/UCFVG7clKZdbDuVuLZ3T68jA
Firavun'un 19 Mucizesine Tepkisi, Hz. Musa

Firavun’un 19 Mucizesine Tepkisi

Hayır, hayır… Firavun’un Kuran’daki 19 kodlamasına olan tepkisinden bahsetmiyorum elbette. Ancak, Hz. Musa’nın Kuran’da bildirilen 9 mucizesinden birisinin kesinlikle 19 kodlaması veya bir benzeri olduğunu söylüyorum. Diğer mucizelerin yanında, 19 kodlamasını kendisine gösteren Musa peygamberimize “Bu büyüdür, insan işi bir büyüdür” diyen firavundan bahsediyorum.

Kuran’da bize 19 mucizesini bildiren Müddessir suresinde anlatılan kişi Firavun’dan başkası değildir ve böylece buna benzer matematiksel kanıtların Kuran’dan başka Tevrat’ta da mevcut olduğuna açıkça bir işaret görüyoruz.

İsra 101. Yemin olsun, biz, Musa’ya açık-seçik dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor: Hani, Musa onlara geldiğinde Firavun ona şöyle demişti: "Ben senin kesinlikle büyülendiğini (büyü öğrendiğini, büyü yaptığını) düşünüyorum, ey Musa!"

Yazıda Kuran içindeki 19 kodlamasından bahsetmeyeceğim, fazlasıyla kaynak mevcut bu konuda. Fakat benzer bir kodlamanın Tevrat’ta da yapılmış olduğunu ve bunun öncesinde inanması için Firavun’a da bir benzerinin gösterilip açıklandığını, Firavun’un da bu kodlamayı iyiden iyiye incelediğini, inandığı halde kibiriyle inatla reddetiğini ispatlamaya çalışacağım.

Kuran, ağ gibi örülmüş, ince ince nakış gibi işlenmiş nadide bir dantel. Bazı yerlerde ne anlatıldığını anlamak için, başka yerlerle olan ilişkisini hatırlayıp bulmak gerekiyor. Bulalım inşallah.

Önce Kuran’da 19 ile ilgili bir kodlama olduğu bildirilen Müddessir suresi ayetlerini konularına göre bölümlerine ayırıp inceleyelim ve ardından da bunların Firavun’u anlatıp anlatmadığını görelim:

            -           A         -

Müddessir 3- Sadece Rabbini yücelt. 4- Elbiseni temizle. 5- Pislikten sakın. 6- Yaptığını çok görerek başa kakma.

Şimdi de Kuran’da başka surelerde, Allah’a iman etmeye davet edilip doğru yola çağırılmış, temizlenmesi, kötülüklerden ve pis işlerden arınması istenmiş olup da iman etmeyen ve hatta yaptığı iyiliği o davet eden kişinin “başına kakmış” birini bulalım:

7 Araf 104. ayet: Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim."

11 Hud 96. Andolsun ki, Musa’yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille (Firavun’a) yolladık. 
79 Naziat 17. “Firavun’a git; çünkü o azmıştır.” 18. 
De ki: “Arınıp temizlenmeye ne dersin/niyetin var mı?              
19. Rabbine doğru sana rehberlik edeyim de gönülden ürperesin.” 20. Ona büyük mucizeyi gösterdi. 21. O yalanladı ve isyan etti. 22. Sonra, koşarak geri döndü. 23. Derken, toplayıp bağırdı:

26 Şuara: 18- "(Firavun) dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?" 19- "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!" 20- Musa dedi, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım." 21- "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı." 22- "O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "

Birinci bölüm ayetlerde anlatılan kişinin Firavun olduğu hakkında inşallah farklı surelerde yüzde yüz karşılık bulmuşuzdur. Kuran’da en çok adı geçen peygamber olan Hz. Musa hakkında benzer şekilde çok sayıda ayetler vardır.

 ---/----

İkinci bölüme de bir göz atalım:

-           B         -

Müddessir 11- Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak. 12- Hem ona bol servet verdim. 13- Hem göz önünde oğullar verdim. 14- Hem ona büyük imkânlar sağladım. 15- Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım. 16- Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

Öncelikle ayette belli bir kişiden bahsedildiğini anlıyoruz. Yüce Allah’ın bol servet verdiği, büyük imkanlar sağladığı fakat aç gözlülüğünden dolayı hep daha fazlasını isteyen ve hatta kendisinin bir tanrı olduğunu iddia ettiği için kendisini Allah’ın yarattığına inanmayıp, gönderilen pek çok mucizeye karşı inatla direnen kim var görelim:

Araf Suresi, 136. ayet: Biz de onlardan (Firavun ve ordusundan) intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

Yunus Suresi, 88. ayet: Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir güç, ihtişam ve mallar verdin. …

10 Yunus 75. Sonra, onların ardından Firavun’a ve ileri gelenlere, Musa ve Harun’u ayetlerimizle yolladık. Fakat onlar (ayetlerimize ve resullerimize karşı) büyüklenmişlerdi. Onlar, suçlu günahkâr bir kavimdi.

17 İsrâ 102. (Musa) demişti ki: “Andolsun ki bunları göklerin ve yerin Rabbinin, basiretli kılan (görülen) ayetler olarak indirdiğini biliyorsun. Ve ben senin kesinlikle helak olmuş biri olduğunu düşünüyorum ey Firavun!”

 Duhan Suresi, 31. ayet: …. Çünkü, o (Firavun), ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi/ ululaşmış biriydi (mütekebbir Yüce Allah’ın çok ulu, çok yüce anlamındaki sıfatlarındandır)

Yüce Allah Firavun’a üst üste mucizeler ve belalar, musibetler göndermiş olduğu halde Firavun kibir ve inatla iman etmeyi reddetmiştir, ölümle karşılaştığı boğulma anına kadar ki, artık çok geç idi...

Ayrıca ayette o kişiye “Ben yarattım” diye vurgu yapıldığını görüyoruz. Bu da ancak kendisini yaratanın Yüce Allah olmadığını iddia eden birisine atfen söylenmiş olmalıdır, yani kendisini tanrı olarak gören birisi; Firavun.

Bu bölümde de tam isabet sağlandığını umuyorum.

---/----  

Devamla, Müddessir suresinde üçüncü bölüme geçelim.

-         C     -

17- Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım. 18- Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti. 19- Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti. 20- Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti. 21- Sonra baktı. 22- Sonra kaşını çattı, surat astı. 23- Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı. 24- "Bu, dedi, başka değil öğretile gelen bir sihirdir." 25- "Bu, sadece bir insan sözüdür."

Anlıyoruz ki bu kişi kendisine verilen/gösterilenler üzerinde çok düşündü taşındı fakat kibiri onu Yüce Allah’a inanmaya değil, olayın muhteşemliği karşısında ne diyeceğini bilemediği için  ancak “bu bir büyüdür” demeye yöneltti. Firavun’un sonu herkesçe malum.

Dik yokuşun ne olduğunu farklı bir başlıkta göstermiştik: sagci-misin-solcu-mu-iste-kuran-in-cevabi . Yine de Beled suresinden ilgili birkaç ayet ekleyelim:

  • Dik yokuşa atılamadı o !

  • Sarp/dik yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?

  • Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

  • Yahut açlık, perişanlık, kriz gününde doyurmaktır

Kuran’da insanın çok cimri yaratıldığı, Yüce Allah’ın hazinelerine sahip olsalar bile “tükenir” korkusuyla cimrilik edeceği, eli sıkı olduğu bildiriliyor. Bu özellikteki bir canlı için dünyalara sahip olsa da malından, sahip olduklarından vazgeçmek çok zordur, farklı derecelerde hepimiz için geçerlidir. Firavun kendi zamanında dünyanın hem en güçlüsü hem de en zenginiydi ve belki en fazla köleye sahip olan insandı. Zor yokuş; insan için “köleleri azat etmek, fakirlere yardım etmek, doyurmak ve her türlü iyiliği yapıp insanların tüm ihtiyaçlarını sağlamayı” gerektirir. Yüce Allah da Firavun’dan bunu istemiştir: İsrailoğullarını özgür kıl, serbest bırak, onlara haklarını ver, zulüm etmekten vazgeç”. Maalesef Firavun bu dik yokuşu aşamamış, dünyanın en güçlüsü ve zengini olduğu halde sahip olduklarının bir kısmından dahi vazgeçmeye bir türlü yanaşmamış, ceza olarak azgın sularda boğulup gitmiştir.

Şuara 48. Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.

Zâriyat Suresi, 39. ayet: Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi.

Araf 109. Firavun kavminin önde gelenleri: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür” demişlerdi.

Kasas 38 Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyecekleri kanaatine kapılarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.

Bir insan neyi defalarca ölçüp biçebilir? Mutlaka önüne şaşkınlık verici, insanların yapması mümkün olmayan bir hesap konmuş ve açıklanmıştır. O da bu açıklamanın doğru olup olmadığını görmek için sayıp sayıp durmuştur. Her defasında doğru olduğunu gördüğü ve ayrıca normalde hiçbir insanın böyle bir hesaplama yapamayacağını da anladığı halde bu mucizevi hesaplamayı, olağan üstü ölçüleri Yüce Allah’tan geldiğine kanıt olarak görmek yerine “bu büyü işidir, insan sözüdür” diye inat etmiş, gerçeğe yüzünü, sırtını çevirmiştir. Anlatılan kişinin Firavun olduğu bana göre artık kesindir. Hesapladığı, tekrar tekrar kontrol ettiği şey ise Tevrat’ın 19 kodlamasından başka bir şey değildir. Bunu da Müddessir suresinin takip eden ayetlerinden kolayca anlayacağız:

---/----

                              -              D                           -

26- Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.       
27- Bilir misin sen, nedir o sekar?        
28- Ne geriye bir şey kor ne bırakır.    
29- Durmadan derileri kavurur.           
30- Üzerinde ondokuz vardır.   


31- Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

Firavun’dan emin olduktan sonra Müddessir suresinin kalan kısmı için Kuran’dan kanıt olarak artık farklı surelerden ayetler getirmeyeceğim. Musa peygamberin uyarması için gönderildiği Firavun’a kıyamet gününde verilen cezanın ne olduğuna baktığımızda, onun Sekar diye tanımlanan azap verici, yakıcı bir yere atılacağını okuyoruz. Sekar’ın üzerinde 19 adet görevli melek bulunduğunu ve onların sayısının, yani 19’un da bir imtihan aracı olarak kullanıldığını anlıyoruz. İnce espri; 19 ile verdiğim mucizeye inanmıyorsan, 19 gardiyanlı ışıksız kodese atılmak.

Peki bir sayı nasıl olur da sınav aracı, bir öğüt ve bir uyarıcı olabilir: bu sayı ile insanların yapamayacağı ölçülerde bir yapı oluşturabilirseniz pekâlâ olur. Günümüzde buna şifreleme veya kodlama diyoruz.

Firavun’un böyle bir kodlamayı ne kendisinin ne de etrafındakilerden hiçbirisinin çözmesi mümkün değildi. Günümüzde Kuran’daki 19 kodlamasının bulunması da ancak bilgisayar sayesinde olmuştur. Zaten o yüzden Hz. Musa bunu kendisine net bir şekilde açıklayıp göstermiştir ve Firavun’a düşen de sadece sayarak duyduklarını, anlatılanları doğrulamaktır. O da bunu hakkıyla yapmış, defalarca sayarak, ölçerek hesaplayarak Hz. Musa’nın gösterdiklerinin gerçek olduğuna tanık olmuştur. Fakat Firavun’un inadı, kibiri, zenginliği, gücü ve kendisine tanrı olarak tapılıyor olmasının getirdiği boyundan büyük çok yüksek egosu onu her defasında Yüce Allah’ı kabul etmekten alıkoymuş, bu da onun felaketi olmuştur. Maalesef sunulan sayısız bilimsel ve sosyal kanıtlara rağmen Kuran’a inanmayanların sonu da farklı olmayacak gibi. Yaratan hepimizi, bütün insanlığı doğru yola iletip bağışlasın inşallah.

Şöyle bir çıkarım da yapabiliriz: Çok zor da olsa, Tevrat üzerinde çalışan insanlar da bir gün 19 kodlaması veya benzeri ile onun yalın, değişmemiş halini ortaya çıkarabilirler belki.

Müddessir suresine devam edelim.

---/----

            -                       E                      -

32- Hayır, Andolsun aya,
33- Döndüğü an o geceye,         
34- Ve açtığı sıra o sabaha.       
35- Kuşkusuz o, büyüklerden biridir.  
36- Uyarmak için insanları.

 

Mucizevi bir matematiksel şifrelemeden bahsedilirken ardından da Ay, Gündüz ve Sabaha yemin edildiğini görüyoruz. Kuran’da bu yemini sık sık okuruz ve bazıları bunun nedenini de zaten biliyorlar. Ben sadece 19 matematiksel kodlamasıyla ilgisini söyleyeceğim ki neden birlikte anıldıklarını anlayalım, 19 kodlaması ve Ay-Güneş-Dünya:

  • Yeni dolunay, 19 yıllık periyotlarla dünya yılının aynı gününe denk gelir, buna Meton döngüsü denir.

  • Kuran’da gün (gece artı gündüz = gün) kelimesi 365 kez, günler 30 kez ve gün kelimesinin bütün türevleri toplam 475 kez geçiyor.

  • Dünya kendi etrafında 365 kez dönüp bir yılı tamamlarken, güneş de kendi etrafında 25 kere dönmüş oluyor.

  • 19 x 25 = 475

Diğer taraftan, ayın evreleri ve dünyanın güneş etrafındaki dönüşüyle gece ve gündüzün oluşması sıradan olaylar değildir. Güneş-Dünya-Ay üçlüsü şaşmaz matematiksel/geometrik bütünlükle birbirlerine kilitlenmişlerdir ve bu öylesine mucizevi ölçülerdedir ki aksi takdirde bildiğimiz yaşam ve insan ortaya çıkamazdı. Bunun nasıl büyük bir mucize olduğunu anlamak için, milyarlarca güneşin araştırılıp henüz yaşam için uygun bir gezegen bulunamamış olmasını bilmek yeterlidir. Kolay bir şey olsaydı, şimdiye kadar sayısız uzaylı bulmuş olurduk. Evrenin ne kadar büyük olduğunu düşününce bu ihtimali yok sayamayız fakat varsa bile bunun çok çok nadir olacağı aşikardır.

Bu kadar da değil; Güneş-Dünya-Ay üçlüsünün mucizevi matematiği Firavun’un şehrindeki en büyük piramitle de alakalıdır. Detaya girmeyeceğim, sadece bazı örnek şekiller görelim ve sonra da bitiş bölümüne geçelim:

  

 

Kuran, yaklaşık 600 sayfalık bir kitabın hem 19 kodlamasına benzer bir şifrelemeyle örülüp hem de kitabın anlamsal bütünlüğünü korumanın insanlar için imkânsız olduğu noktasında bize meydan okuyor. Bu yüzden de 19 kodlamasının da Güneş-Dünya-Ay kadar büyük bir mucize ve insanlar için bir öğüt ve uyarıcı olduğunu bildiriyor.


17 İsra 88. De ki: “Eğer bütün insan ve cin (toplulukları), bu Kur’an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi bile olsalar- onun bir benzerini getiremezler (bu imkânsızdır) .”

Bitirirken Müddessir suresinin son ayetlerinden bazılarına da bakalım:

---/----

            -                       F                      -

39- Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.
40- Onlar cennettedirler, sorup dururlar.
41- Suçluların durumunu.
42- "Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.
43- Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."
44- "Yoksula da yedirmezdik."
45- "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."
46- "Ceza gününü yalanlardık."
47- "Nihayet bize ölüm gelip çattı."
48- Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
49- Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

Yine sağdan verilenler diyerek sağcılardan-solculardan dem vuruluyor. Kuran’a göre kimdir bu sağcılar ve solcular diye en başta linkini vermiştim zaten. Kuran’dan anladığımız kadarıyla sadece inanmak da yetmiyor, inanıp ta güzel işler yapanlar ödüllendirilecekler. Bu dünyada yapılan kötülüklerin yanında yapılmayan iyiliklerin de hesabının mutlaka sorulacağını anlamak lazım. Nihai ödül için sürekli bir şekilde barış yolunda, herkesin özgürlüğü ve kimsenin aç kalmaması adına, yardımlaşma, hayırlı ve güzel davranışlarda bulunmak gerekiyor. Nobel barış ödülü geldi aklıma…

Bu ek bilgiyi 2022 kasım ayında ekliyorum: EBU LEHEB... Sözlük anlamıyla bu iki kelime "ateşin babası" demektir ve Tebbet suresinde anlatılanlara baktığımızda da, bu kişinin alevli bir ateşe gireceği bildiriliyor. 

1. Ebû Leheb’in iki eli kurusun! Zâten kurudu ve kendisi helâk olup gitti.
2. Ne malı bir fayda verdi ona, ne de kazandıkları.
3. Yakında o, yanıp kavrulmak üzere alevli bir ateşe girecek.
4. Karısı da beraber girecek. Hem de o ateşe odun taşıyıcı olarak.
5. Boynunda sağlam bükülmüş bir ip olduğu halde.

Ayrıca bu kişinin "ellerinin kuruduğu da söyleniyor. Farklı inanışların aksine bu kişi peygamberimiz zamanıyla ilgili değildir, Hz. Musa'yı büyüten Firavun'dur ve ateş halkının en azgınlarından olduğu zaten başka ayetlerde belirtilmiştir: Ateşin Babası... Kurumuş ellerini görmek ister misiniz?

40 Mümin 46. Onlar sabah-akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı günde kendilerine, “Firavun ailesini en çetinine sokunuz” denilecektir.

 
Ebû Leheb’in iki eli kurusun! Zâten kurudu ve kendisi helâk olup gitti.

Yukarıda bahsettiğimiz GÜNEŞ-DÜNYA-AY ile ilgili bu paragrafı da 2023'deki bulgularımdan ilave ediyorum: Bu üçleme ile ardışık olarak Necm(53)-Kamer(54)-Rahman(55) surelerinde insanın beyin fonksiyonları açıklanmış, kafa ve beden sinirlerinin sayıları, grupları, dağılımları ve toplam sayıları verilmiştir. 
GÜNEŞ-AY-DÜNYA  =  BEYİN - SİNİR SİSTEMİ - BEDEN+KAFATASI Linki burada

Güzel insanlar, aklımızı kullanalım, iyi niyetle ve özgürce kendi yolumuzu seçelim ve aman o yol Firavun’un yolu olmasın sakın.

Sevgiler,              Lozan, Mart 2021

 

  
4075 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam835
Toplam Ziyaret1162410
Linkler